<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Kişisel</title>
	<atom:link href="http://www.birkod.org/category/kisisel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.birkod.org</link>
	<description>Linux işletim sistemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Mar 2010 15:04:40 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Çözülemeyen 6 Problem</title>
		<link>http://www.birkod.org/cozulemeyen-6-problem.html</link>
		<comments>http://www.birkod.org/cozulemeyen-6-problem.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 03:15:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.birkod.org/?p=977</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır çözülemeyen 6 tane teorem-problem karşınızda. Kimbilir belki de siz çözersiniz. Hatta bazı matematik kurumları çözenlere para bile veriyor. Öyle az buz da değil tam 1 milyon dolar. Hatırlarsanız geçenlerde bir adam 100 yıldır çözülemeyen bir problemi çözüp parayı kazanmıştı ama kabul etmedi (matematikçilik bu olsa gerek.) Neyse fazla uzatmayalım. İşte problemler:
1-Goldbach Kestirimi
1742&#8242;de Goldbach, Euler&#8217;e [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır çözülemeyen 6 tane <span style="color: #000080;"><strong>teorem-problem</strong></span> karşınızda. Kimbilir belki de siz çözersiniz. Hatta bazı <span style="color: #000080;"><strong>matematik</strong></span> kurumları çözenlere para bile veriyor. Öyle az buz da değil tam <span style="color: #000080;"><strong>1 milyon dolar</strong></span>. Hatırlarsanız geçenlerde bir adam 100 yıldır çözülemeyen bir problemi çözüp parayı kazanmıştı ama kabul etmedi (matematikçilik bu olsa gerek.) Neyse fazla uzatmayalım. İşte problemler:<span id="more-977"></span></p>
<p><em><strong>1-Goldbach Kestirimi</strong></em></p>
<p><em>1742&#8242;de <span style="color: #000080;"><strong>Goldbach</strong></span>, Euler&#8217;e yazdığı bir mektupta &#8220;2&#8242;den büyük her çift sayı, iki asal sayının toplamı şeklinde ifade edilebilir&#8221; önermesinin, ya doğru olduğunu ispatlamasını ya da bunu sağlamayan bir örnek göstererek yanlış olduğunu ispatlamasını istedi. Goldbach kestirimi olarak bilinen bu hipotezle asal sayılar dünyasına yeni bir heyecan geldi. Bu heyecan o gün bugündür tüm matematikseverleri sardı. Yine de henüz bir cevap bulunamadı.</em></p>
<p><em>Ayrıca, 2&#8242;den başlayarak her çift sayıya 3 sayısı (ki bu bir asal sayı) ekleyerek tek sayılar kümesi elde edilebildiğine göre <strong><span style="color: #000080;">(örneğin:5=2+3; 7=4+3; 9=6+3&#8230;)</span></strong> her çift sayı 2 asal sayının toplamı ise her tek sayı da üç asal sayının toplamıdır denilebilir. Bu ifade de zayıf (ya da tek) Goldbach kestirimi olarak bilinir. Henüz bunun da bir yanıtı yok.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>2-Asal Sayılardan Karışık</strong></p>
<p>Asal sayılara ilişkin pek çok bilgi henüz gün ışığına çıkmadı. Bunun yanı sıra ortaya atılmış ama ispatlanmamış pek çok da kestirim var. İşte bunlardan birkaçı:</p>
<p>•<strong><span style="color: #000080;"> n2 ve (n + 1)</span></strong>2 arasında daima bir asal var mıdır?</p>
<p>• <strong><span style="color: #000080;">İkiz Asallar:</span></strong> İkiz asallar yani aralarındaki fark 2 olan asallar sonsuz tane midir?</p>
<p><strong><span style="color: #888888;">(3, 5), (5, 7), (11, 13), (17, 19), (29, 31), (41, 43). ..???</span></strong></p>
<p>• Bugün hala sonsuz tane elemanı olduğu kesin olarak ispatlanmayan (ama öyle olduğu tahmin edilen) bir diğer küme de farkı 2n olan asal çiftlerinin oluşturduğu kümelerin hepsinin sonsuz tane eleman içerdiği sanısı.Bu kestirimi ortaya atarak problemi genel bir boyuta taşıyansa da <strong><span style="color: #000080;">Alphonse de Polignac (1849)</span></strong>. Örneğin Kuzen asallar olarak bilinen aralarındaki fark 4 olan asal sayıların oluşturduğu küme sonsuz eleman içerir mi?</p>
<p>• <strong><span style="color: #000080;">(n2 +1)</span></strong> formunda yazılabilen sonsuz tane asal var mıdır?</p>
<p>• Fermat Asalları: <strong><span style="color: #000080;">17. yüzyılda</span></strong> amatör matematikçi ünvanı ile bilinen Fermat asal sayılar konusuna oldukça önemli katkılarda bulundu. Bu katkılar arasında doğru olduğunu iddia edip ispatlayamadığı kestirimler de vardı. Örneğin + 1 biçimindeki sayıların her n doğal sayısı için bir asal verdiğini iddia etti. Bu biçimdeki sayılara Fermat sayıları asal olanlara da <strong><span style="color: #000080;">Fermat asalları</span></strong> denir. Gerçekten de 5&#8242;e kadar tüm doğal sayılar için asal değer veren ifadenin yanlış olduğu ancak 100 yıldan fazla zaman sonra anlaşılabildi. <strong><span style="color: #000080;">n=5 için 232 + 1 = 4294967297</span></strong> sayısının 641 ile bölündüğünün farkına varansa Euler oldu. Bugün ispatı yapılması beklenen önermelerden bir diğeriyse &#8220;Fermat asalları sonlu tanedir&#8221; kestirimi. Bu ifadenin en güçlü gerekçesiyse şimdiye kadar sadece 5 tane Fermat asalının bulunmasıdır</p>
<p>• Mersenne Asalları: Fermat&#8217;ın sıkça fikir alışverişinde bulunduğu çağdaşı Mersenne 2n &#8211; 1 şeklindeki sayılar üzerinde çalışıyordu. Mersenne sayıları (Mn) adı verilen bu sayıların başlangıçta n asal olduğunda asal değer verdiği düşünüldü. Gerçekten de <strong><span style="color: #000080;">n=11</span></strong>&#8216;e kadar doğru çalışan fikir 11&#8242;de asal olmayan bir değer alınca bu düşüncenin de yanlış olduğu anlaşılabildi ama <span style="color: #000080;"><strong>2n &#8211; 1</strong></span>&#8216;in asal olması için n&#8217;nin asal olması gerektiği şartı doğrudur. Yine de matematikçiler bu sayıların peşini bırakmadı. Sonsuz tane olup olmadıkları hala merak edilen Mersenne sayılarından <strong><span style="color: #000080;">Aralık 2005</span></strong> itibariyle 43.sü bulundu.</p>
<p><strong>3-Mükemmel Sayı Sorusu</strong></p>
<p>Mükemmel sayı kendisi haricindeki tüm çarpanlarının toplamı kendisini veren sayıdır. Örneğin 6 bir mükemmel sayıdır çünkü kendisi haricindeki çarpanları yani 1, 2 ve 3 toplanınca kendisini verir: <strong><span style="color: #000080;">1 + 2 + 3 = 6</span></strong>. Diğer örneklerse <strong><span style="color: #000080;">28, 496, 8128</span></strong> şeklinde gidiyor. Şimdiye kadar hiç tek mükemmel bir sayıya rastlanmamış. Merak edilen böyle bir sayının varolup olmadığı. Eğer vardır diyorsanız bu sayıyı, saklandığı yerden bulup çıkarmalı, ya da olmadığını iddia ediyorsanız bunu ispatlamalısınız.</p>
<p><strong>4-Palindromik Sayılar</strong></p>
<p>Kapak, kütük, sus, yay, kepek kelimeleri ilginç bir ortak özellik ile dikkat çekiyor: düzden ve tersten okunduğunda aynı. Benzer bir yapıya sahip olan palindromik sayılar da düzden ve tersten okunduğunda aynı olan sayılardır:<br />
<strong><span style="color: #000080;"> 1991, 10001, 12621, 79388397, 82954345928.</span></strong><br />
Bu alandaki açık soru ise şöyle:</p>
<p>Hem asal hem de palindromik olan sonsuz tane asal sayı bulunabilir mi?</p>
<p><strong>5-Collatz Problemi</strong></p>
<p>Önce bir pozitif tamsayı seçin. Bu sayıya yapılcak işlem şu:</p>
<p>Sayı tekse 3 katını alıp 1 ekleyin. Sayı çiftse 2&#8242;ye bölün.</p>
<p>Aynı işleme çıkan sayıya uygulayın. En sonunda elde edeceğiniz sayı1&#8242;dir.</p>
<p>Örneğin 8 sayısını ele alalım:</p>
<p><strong><span style="color: #000080;">8-(2&#8242;ye böl)-4-(2&#8242;ye böl)-2-(2&#8242;ye böl)-1</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">5-(3 katını al 1 ekle)-16-8-4-2-1</span></strong></p>
<p>Seçtiğiniz sayıya dikkat edin. <strong><span style="color: #000080;">Örnek olarak 27</span></strong> sayısını seçtiyseniz 1 sayısını bulmanız için 112 basamak ilerlemeniz gerektiriyor. Tabi kaç basamak alacağı sayının büyük veya küçük olmasıyla ilgili değil. Sadece bu algoritmanın her zaman 1 cevabını verdiğini ispatlamanın peşinde koşmayın. Unutmayın ki sonunda 1 vermeyen bir sayı da varolabilir ve bu da, sorunun cevaplandığı anlamına gelir.</p>
<p><strong>6-</strong>Bilindiği gibi asal sayılar düzenli bir dağılıma sahip değiller. Alman <strong><span style="color: #000080;">matematikçi G.F.B. Riemann (1826 &#8211; 1866) </span></strong>asal sayıların dağılımlarının Riemann-Zeta adını verdiği bir fonksiyon ile çok yakından ilişkili olduğunu gözlemledi. Söz konusu olan fonksiyon şöyle:</p>
<p><strong><span style="color: #000080;">f(X):1+1/2s+1/3s+1/4s+&#8230;&#8230;</span></strong></p>
<p>Bu fonksiyon s&#8217;nin 1 dışındaki her kompleks sayı değeri için tanımlıdır.</p>
<p><em>Riemann Hipotezine göre bu fonksiyonun, <span style="color: #000080;"><strong>(s) = 0</strong></span></em><em> ifadesini sağlayan tüm önemsiz olmayan s değerleri, reel kısmı ½ olan düşey doğru üzerine düşer (bu doğruya kritik doğru deniyor). İlk <span style="color: #000080;"><strong>1 500 000 000 </strong></span></em><em>değer için bu doğruluk tespit edilmiş olsa da asıl istenen, söz konusu tüm değerler için doğru olduğunun ispatlanması. Bu sorunun başında 1 milyon dolar ödül konulduğunu unutmayın</em><!-- google_ad_section_end --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.birkod.org/cozulemeyen-6-problem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Windows Sevmiyorum ?</title>
		<link>http://www.birkod.org/neden-windows-sevmiyorum.html</link>
		<comments>http://www.birkod.org/neden-windows-sevmiyorum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 00:48:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale , Problem ve Çözümleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.birkod.org/?p=570</guid>
		<description><![CDATA[Pahalı da ondan…
Son derece güçlü bir kişisel bilgisayar yalnızca $400 düzeyinde bir fiyata satın alınabilirken, bu bilgisayarın çalıştırılabilmesi için $100-200 vermek bana mantıklı gelmiyor. Üstelik bu çapta bir para harcayınca, insan, doğal olarak birşeyler bekliyor. Örneğin bilgisayarın diski bozulmadıkça veri kaybetmemek; kolay kullanım, esnek kullanım gibi…
Açık kod yazılımlarla bilgisayarımı çalıştırabildiğim, veri kaybetmediğim, kolay ve esnek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pahalı da ondan…</strong></p>
<p>Son derece güçlü bir kişisel bilgisayar yalnızca $400 düzeyinde bir fiyata satın alınabilirken, bu bilgisayarın çalıştırılabilmesi için $100-200 vermek bana mantıklı gelmiyor. Üstelik bu çapta bir para harcayınca, insan, doğal olarak birşeyler bekliyor. Örneğin bilgisayarın diski bozulmadıkça veri kaybetmemek; kolay kullanım, esnek kullanım gibi…<span id="more-570"></span></p>
<p>Açık kod yazılımlarla bilgisayarımı çalıştırabildiğim, veri kaybetmediğim, kolay ve esnek kullanım elde edebildiğime göre neden para harcayayım ki? Sadece “para harcamak” olsa neyse; bir de harcanan çok değerli zaman var. Ben bilgisayarımı iş yapmak için kullanmak isterim; zamanımın büyük kısmını bilgisayarı ayakta tutmak için harcamak benim için çok pahalı bir uğraş.</p>
<p><acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> ailesinin satın aldıktan sonraki bedeli de yüksek. Yıllar boyu sürekli bilgisayarınızın çeşitli kapasitelerini yükseltmek zorunda kalıyorsunuz. Bellek al, disk al, bellek uymadı, ana kart değiştir, kart uymadı kasa al… Etrafıma bakınca bu satın almaların sonunun bir türlü gelmediğini gözlüyorum. Hadi bilgisayarınızın gittikçe gelişmesi hoşunuza gidiyor diyelim, ikide bir işletim sistemi yüklemenin bedeli ne olacak?</p>
<p><strong><acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym>’u kullanmak zor da ondan…</strong></p>
<p>Bir sürü insanın “hadi canım sen de…” dediğini duyar gibiyim. Eğer bilgisayar kullanmak sizin için ikon tıklamaktan ibaretse, evet, <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> serisi işletim sistemleri gerçekten kolay görünüyor. Ancak işletim sisteminin sizi yönetmesini değil de, sizin işletim sistemini yönetmenizi gerektiren kullanım alanlarınız söz konusuysa, o zaman <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> serisi işletim sistemlerini kullanmak gerçekten çok zor oluyor.</p>
<p>Bilgisayar kullanmak yalnızca buton ve ikon tıklamak değildir (hoş, <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Xp</acronym>’de tıklayacak butonun yerini bulmak da ayrı bir macera ya…) <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> İşletim sistemini siz yönetmek istediğinizde bir bakıyorsunuz sabahtan akşama kadar “Registry Editor” kullanıyorsunuz. <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> Registry’de düzenleme yapmanın kolay olduğunu söyleyenin alnını karışlarım.</p>
<p><strong>Neyse… Daha pratik konulara dönelim:</strong></p>
<p>Üzerinde haftalarca çalışıp, istediğiniz kuruluma getirdiğiniz bir bilgisayarın diskini işletim sistemiyle birlikte yedeklemeyi hiç denediniz mi?</p>
<p>Bir ağda “ORTAK” adı altında paylaşıma açtığınız ve etraftaki bilgisayarlardan rahatlıkla görünen bir dizinin kendi bilgisayarınızda aslında hangi dizin olduğunu aramak zorunda kaldınız mı?</p>
<p>Haberlerde 135 numaralı portun tehlikeli olduğunu, hemen kapatmanız gerektiğini öğrendiniz diyelim. Hiç <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Xp</acronym>’de belli bir portu kapatmayı denediniz mi? Belli bir portu kapatma seçeneğiniz yok! Açık kalmasını istediğiniz portları teket teker girmek zorundasınız, bunun için de açık kalması gereken portları bilmeniz gerekiyor. Bırakın sıradan kullanıcıları, kaç ağ yöneticisi MS-Network için açık kalması gereken portları biliyor ki…</p>
<p><strong>Güvenilir değil de ondan…</strong></p>
<p>Hafta sonunda ofisteki bilgisayarınızı açık bırakmaya cesaret edemiyorsunuz. Genellikle Pazartesi iş başı yapınca ilk işiniz “reboot” etmek oluyor; üstelik bu, sistemin açılıp açılmayacağını heyecanla beklediğiniz bir reboot süreci oluyor.</p>
<p>Sistemde bir değişik yaptığınız zaman “reboot” gerekip gerekmeyeceğini bilmiyorsunuz. Evdeki PC söz konusu olduğunda (yani işletim sisteminin kullanıcıyı yönetmesinin bir zararı olmadığında) sorun değil tabii ama bir bankanın bilgisayarında “reboot”un ne demek olduğunu bankacılar bilir. Eski bir arkadaşımın görevi çok uluslu bir kuruluşta, reboot edebilecekleri zaman dilimi çok dar olduğu için sabaha karşı ofise gidip makinelere yazılım yüklemekti.</p>
<p><acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> serisi işletim sistemlerinin bellek yönetimi iyi değil! Bu yüzden makine açık kaldığı sürece ve çeşitli uygulama programları açılıp kapatıldıkça kullanılabilir bellek sürekli azalıyor. Photoshop kullanıcıları iyi bilir. 3-5 seanstan sonra reboot gerekiyor. Evet; bunun nedeni Photoshop ya da bunun gibi programların kullandıkları bellek alanlarını işi bittiğinde işletim sistemine geri vermede başarısız olması olabilir ama işletim sisteminin buna izin vermesi garip. Belleğin yönetiminden <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> sorumludur, birilerinin bu kaynağı kötü kullanıyor olması sorumluluğu azaltmaz. “Ne yapabiliriz ki, insanlar hırsızlık yapıyor işte…” diyen bir emniyet müdürünü ne denli hoş görebiliyorsam, <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym>’u da ancak o derece hoş görebiliyorum.</p>
<p><acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> serisi işletim sistemlerinde süreç yönetimi iyi değil! İçinde birkaç yüz dizin ve sekiz-on bin dosya bulunan bir disk dizinini (örneğin <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> CD’sinin kopyasını) silmeye kalktığınızda diğer süreçler pratik olarak duruyor. Üstelik sistem silme işleminde “şu kadar dakika kaldı” dediğinde de hiç güvenilir olmuyor. Bir bakmışınız bir dakika var, bir bakmışınız 57 dakika var!<br />
<strong><br />
Güvenli değil de ondan…</strong></p>
<p>2000-2003 yıllarında Internet üzerinde dolaşan paketlerin neredeyse yüzde 10′u bir yerleri kırmaya çalışan, bir yerlere virüs bulaştırmaya çalışan paketler oldu. İyi niyetle kurulan bir <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Xp</acronym> makinenin Internet üzerinde çarpılmadan dayanma süresi 15 dakikaydı. Bu rezaletin tek nedeni, <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Xp</acronym>’nin standart servislerinin hepsinin açık olarak kurulması. <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Xp</acronym>’nizi kuruyorsunuz, bilgisayarınız sanki bir ISP makinesi gibi her türlü servisi verir durumda… Kullanıcıların haberi bile yokken makine aslında bir web sunucusu olarak hizmet veriyor. Kullanımı kolay olduğu iddia edilen bir işletim sisteminde kullanıcı bu servisi kapatmanın yolunu bulana kadar olan oluyor. Oysa servisler baştan kapalı olsa ve ne yaptığını bilen kullanıcılar, bunları gerektikçe açsa daha güvenli ve akıllıca olmaz mıydı?</p>
<p><strong>Bunun iki açıklaması olabilir:</strong></p>
<p>* güvenlik, Microsoft’un umurunda değil; veya<br />
* servisleri kapatamıyorlar çünkü diğer bazı işlevler buna bağlı.</p>
<p>Her ikisi de kötü!</p>
<p>Bir <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> bilgisayarı tam olarak koruyabilmek için başka üreticilerin ürünlerine gereksinim duyuyorsunuz. Her ne kadar <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym>’un yeni sürümlerinde adı “<acronym title="Güvenlik duvarıdır. Veri giriş / çıkışını denetlemede kullanılır.">Firewall</acronym>” olan işlevler varsa da, bilinmeyen(!) bir nedenle insanlar ve kuruluşlar ZoneAlarm, Norton <acronym title="Güvenlik duvarıdır. Veri giriş / çıkışını denetlemede kullanılır.">Firewall</acronym> gibi ürünler kullanmak zorunda kalıyorlar. Ya da işi kökünden halletmek için ağın girişine adam gibi bir <acronym title="Güvenlik duvarıdır. Veri giriş / çıkışını denetlemede kullanılır.">Firewall</acronym> makinesi kuruyorlar. (Hiç <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> işletim sistemiyle çalışan <acronym title="Güvenlik duvarıdır. Veri giriş / çıkışını denetlemede kullanılır.">Firewall</acronym> makinesi veya yönlendirici (router) gördünüz mü?).</p>
<p>Diyorlar ki, herkes <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> makinelere saldırdığı için kırılma oranı yüksekmiş. Hiç alakası yok! Özel bir bilgisayara saldırıldığında bu doğru olabilir ama son yıllardaki saldırılar hep genel saldırı oluyor. Virusler ya da Worm’lar IP numaralarını sıradan arttırarak deniyorlar. Nitekim, benim makineme hergün yüzlerce (bazen binlerce) saldırı geliyor. Çoğunun farkına bile varmıyorum.</p>
<p><strong>Outlook’a bile güvenemiyorsunuz!</strong></p>
<p>Eğer kurulduğu şekilde kullanırsanız, gelen geçen her virüs, Outlook’un aslında hoş ama gerekli de olmayan özellikleri yüzünden sisteminize bulaşıyor. Güvenlik düzeyini arttırırsanız, e-posta ekindeki dosyaların varlığından haberdar bile olmuyorsunuz. Yayıncı dostum Mustafa Aslantunalı, kendisine gönderdiğim dosyaları almadığını, mesajlarımın ekinde herhangi bir dosya olmadığını söyleyip duruyordu. Sonunda dosyaları web alanına koydum, o çekti aldı. Bir kaç gün sonra anlaşıldı ki, Outlook, mesaj ekindeki dosyaların uzantısını beğenmeyip Mustafa’dan gizliyormuş. Outlook’u bizim bürokratlar yazdı herhalde…</p>
<p><strong>IE’ye hiç güvenemiyorsunuz!</strong></p>
<p>SUN Microsystems’dan intikam alma amacıyla artık Java yüklü gelmiyor. Kullanımı kolay olması gereken işletim sistemine Java’yı sonradan yüklemeniz gerekiyor.</p>
<p>IE’yi sürekli güncel tutmazsanız MS sayfalarındaki Javascript kodlarıyla bile başınız derde girebiliyor. İyi hoş da; IE’yi güncel tutmak demek para harcamak demek…</p>
<p>IE, sadece web tarayıcısı olmayıp, sistemin de tarayıcısı olduğu için web tarayıcınızı güncellerken bir sorun çıkarsa ( ki çok sık çıkıyor) bilgisayarınız dağılıyor. Hadi işin yoksa baştan kur.</p>
<p><strong>Microsoft’a güvenemiyorum</strong></p>
<p>Bir yazılımda hatalar olması doğaldır; hele işletim sistemi boyutlarında bir yazılımda binlerce hata olması doğaldır. Ancak bu hataların düzeltilmesini beklemek de bir o kadar doğaldır. Ortaya çıkan bir güvenlik açığının düzelmesi için aylarca bir sonraki servis paketini beklemek bana garip geliyor. Son aylarda servis paketi yerine yama sistemine geçtiler ama dağıtılan yamaların kapatması gereken gedikleri kapatmadığını, uygulanan yamaların sistemi tamamen göçerttiğini görmek beni dehşete düşürüyor.</p>
<p>Microsoft’un para kazanma yöntemleri de çok vahşi ve sık sık genel ahlak kurallarına uymuyorlar. Üçüncü parti şirketlerin fikirlerini ve ürünlerini satın alacakmış gibi davranıyorlar. Konuyla ilgili herşeyi öğrenip, şirketle ilişkilerini kesiyorlar. Sonra da o fikir veya ürünü kullanıyorlar. Farkedilirse de 300-500 milyon dolar tazminat verip işlerine devam ediyorlar. Yakışmıyor…</p>
<p><acronym title="Messenger, Anlık mesajlaşma programlarına verilen genel ad.">Msn</acronym>’de “<acronym title="Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.">Linux</acronym>” diye arama yapıyorsunuz, karşınıza ilk gelen linkler “Migrating from <acronym title="Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.">Linux</acronym> to <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> 2003″. “Alternatives to <acronym title="Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.">Linux</acronym>-Apache, <acronym title="Bir programlama dilidir. Açılımı: PHP Hypertext Preprocessor">Php</acronym>” anlatıyor. İnsaf!</p>
<p><acronym title="Messenger, Anlık mesajlaşma programlarına verilen genel ad.">Msn</acronym>’e Opera tarayıcısıyla giriyorsunuz sayfalar eksik çıkıyor. Opera’ya “kendini karşı tarafa MS-IE tarayıcısı olarak tanıt” diyorsunuz, sayfalar düzeliyor. Sunucudaki kodda “if browser == ‘Opera’ ” diye bir deyim var demek ki… Yazık!</p>
<p>UNIX’ten uzak durmak için bahane uyduranlara yanıtlar<br />
“UNIX’le bir sürü şeyi yapamazsın” diyorlar</p>
<p>Yooo… Her işimi yapıyorum. Belki de bilgisayar oyunlarına hiç ilgi duymadığım içindir ama uzun yıllardır hiç kendi işlerim için <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> ya da MS-Office kullanmak zorunda kalmadım. Kullanmak zorunda olan da pek az insanla karşılaştım. Office-<acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Xp</acronym> Professional kullananların yüzde doksan beşi, işlerini aslında WordPad ile yapabilecek insanlar. Ülkemizde Excel’in yeteneklerinin yüzde 20’sini kullanabilenlerin sayısı iki-üç bin kişiyi geçmez (kitap satışlarından belli).</p>
<p>Sonuç olarak <acronym title="Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.">Linux</acronym> + Open Office + Mozilla ile her işimi son derece rahat, güvenli bir şekilde yapabiliyorum.</p>
<p>Üstelik ister evden, ister başka bir ülkeden bilgisayarımı kullanabiliyorum; hem de ofiste çalışırken nasıl bir düzende çalışıyorsam, uzaktan da aynı ekran düzeniyle çalışıyorum. <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> işletim sistemi kullanan ve <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> sunucu yöneten meslekdaşlarım ikide bir işyerlerine gitmek zorundayken ben sistemimi uzaktan rahatlıkla kullanıyor ve yönetiyorum.</p>
<p><strong>“UNIX zor” diyorlar</strong></p>
<p>Aslında kimse “UNIX zor” demiyor. Hep “UNIX zormuş” diyorlar. Yani bilmeden, denemeden fikir yürütüyorlar. Evet! Yalnızca evinden internete bağlanan, chat yapan ve oyun oynayan bir kullanıcı için UNIX’in zor olduğu söylenebilir. Ne de olsa yeni bir işletim sistemi öğrenmesi gerekir, ama bilgisayar profesyonellerinin “UNIX zormuş” demelerine tahammül edemiyorum.</p>
<p><strong>“UNIX aslında daha pahalı” diyorlar</strong></p>
<p>Evet, bunu diyorlar ama çıkar karşılığında diyorlar. UNIX bilen sistem yöneticilerinin az ve pahalı olduğunu, bu nedenle büyük bir sistemi UNIX üzerine oturtmanın pahalı olduğunu yazan raporlar hep Microsoft finansmanıyla yazılan raporlar. Aslında doğruluk payı da yok değil; UNIX bilen sistem yöneticisi bulmak daha zor ve doğal olarak daha pahalı ama <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> sistemleri yönetmek için çok sayıda sistem yöneticisi gerekirken UNIX ve <acronym title="Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.">Linux</acronym> için bir kişi (hadi yedeğiyle beraber iki diyelim) yetiyor. <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> sistem yöneticileri vardiyalı çalışırken, UNIX sistem yöneticileri akşam 17:30 da evine gidiyor.</p>
<p>Hiç kimse bana UNIX’in <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym>’dan daha pahalı olduğunu kabul ettiremez; yıllardır bu işlerin içindeyim. UNIX ve <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> tabanlı sistemlere yapılan yatırımların ne kadar süreyle değerlerini koruduğunu, o sistemleri ayakta tutmak için ödenmesi gereken maaşları, yazılım lisans ücretlerini gayet iyi biliyorum.</p>
<p><strong>“UNIX için destek yok” diyorlar</strong></p>
<p>Hadi canım…. Sanki <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> için işe yarar bir destek var da… Hayatınızda hiç MS destek hattını aradınız mı? Konuşmanın onbeşinci saniyesinde reboot etmenizi, eğer “zaten ettim” diyorsanız, işletim sistemini yeniden kurmanızı ve MS’e ait olmayan programları kaldırmanızı öneriyorlar. Haaaa… Ücretli servis/destek anlaşması yapmak ve adam gibi destek almak mümkün diyorsanız o başka…</p>
<p>Oysa UNIX için 365 (bazen 366) gün, 24 saat ve hangi dilde istiyorsanız o dilde, ücretsiz destek var. Tek koşulu, çalışan bir internet bağlantınızın olması…</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Uzun zamandır <acronym title="Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.">Linux</acronym> kullanıyorum. Yapmam gereken ama yapamadığım hiçbir şey yok. Ama benim yapabildiğim birçok şeyi <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> kullanan meslekdaşlarım yapamıyor.</p>
<p>Bilgisayarlarını kolay, ucuz ve güvenilir bir şekilde yedekleyemiyorlar (verileri yedeklemekten söz etmiyorum! Tüm yazılım unsurlarıyla, komple sistem yedeklemekten söz ediyorum.)</p>
<p>Bilgisayarlarını uzaktan denetleyemiyorlar ve sık sık sistem odasına veya ofislerine gitmek zorunda kalıyorlar.</p>
<p>Kelime işlemcileriyle 200-300 sayfalık dökümanlarda çalışmaya; daha genel bir deyişle bellek kapasitelerini zorlamaya korkuyorlar. Bu yüzden hep aşırı yüksek bellekli bilgisayarlarla çalışıyorlar. Lisans sunucusu kuracaksınız; tavsiye edilen bellek 512 MByte; yazıcı paylaşımında kota sistemi kuracaksınız, tavsiye edilen bellek 1 Gigabyte! Kota sistemini 32 Mbyte bellekli, 2-3 GB diskli, 166 MHz eski bir makineye kurduk, oldu bitti. Üstelik bir yıldan fazla bir süredir de (son KGK arızasından bu yana) kesintisiz çalışıyor.</p>
<p>Bilgisayarlarında devamlı bir <acronym title="Sizi internetten gelebilecek saldırılara ve dosyalardaki viruslere karsı uyaran koruma programıdır.">Anti-virüs</acronym> programı çalıştırmak zorundalar. Hem performans kaybediyorlar hem de iki-üç günde bir virüs veri tabanı güncellemek gibi bir görevleri var. Birden fazla makineden sorumlu ağ yöneticileri, mesailerinin çoğunu işletim sistemi güncelleme, virüs veri tabanı güncellemeyle harcıyorlar. Yetişemeyince de ya özel yaşamlarından fedakarlık yapıyorlar, ya da işletme maliyetini arttıracak önlemlere başvurmak zorunda kalıyorlar.</p>
<p>Son 3-4 yıldır kırıldığı için yeniden yüklemek zorunda kaldığım tek bir <acronym title="Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.">Linux</acronym> bilgisayarına karşın yüzlerce kez <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> yükledim ya da yüklettim.</p>
<p>Düzgün yedeklenmiş bir UNIX makineyi, dağıldığında yerine koymak üç-dört saatlik bir iş iken dağılan bir <acronym title="Microsoft firmasının ürettiği işletim sistemi. Altarnatifleri olarak: Unix ve Linux platformlar gösterilebilir.">Windows</acronym> makineyi eski haline getirmek en az iki gün alıyor.</p>
<p>İşte bütün bunlardan dolayı UNIX ve <acronym title="Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.">Linux</acronym> kullanıyorum. <acronym title="Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.">Linux</acronym> olduğu zaman, işletim sistemine ve gereksinim duyduğum bir sürü uygulama yazılımına para vermiyorum. Bilgisayarımı kapatmıyorum ve iki üç günde bir reboot etmiyorum. 300-400 günlük kesintisiz çalışma süreleri benim için son derece doğal. Bu rahatlığı bedelsiz elde etmedim elbette… UNIX öğrenmek için çok okudum, kitaplara çok para verdim ama işin iyi yanı ne biliyor musunuz? Yıllardır öğrendiklerimi ve 6-7 yıl önce satın aldığım kitapları hala kullanıyorum.</p>
<p>Etrafımdaki birçok insan, ikide bir işletim sistemi yüklemeyi, ikide bir çakılmayı, virüsleri, bilgisayar kullanmanın doğal bir bedeli sanıyor ve “bu işler böyle yürüyor” diyerek bu ızdırapları büyük bir fedakarlıkla çekiyor. “Bu yaşadıklarınız normal değil, bu ızdırapları çekmenize gerek yok, UNIX kullanın geçer” diyince cevapları hazır: Efendim, standartların dışına çıkamazlarmış, ayrıca UNIX zormuş…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.birkod.org/neden-windows-sevmiyorum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
